Posted on

Bitkiler ve onların hissetmesi

Bitkiler ve onların hissetmesi

Nev York’un Times Alanına bakan bir iş hanının kirli camlarına, bir aynanın ötesinde görünen Harikalar Diyarnı anımsatan olağan üstü bir köşe yansıyordu. Ancak yelekli ve saat istekli bir Beyaz Tavşan yoktu ortada. Yalnızca Backster adında sivri kulaklı bir adam, bir galvanometre, ve bir de Dracaena massangeana adlı ev bitkisi görünüyordu. Harikalar Diyarındaki bu serüven, 1966 yılında başlamıştı. Amerika’nın. tanınmış yalan makinesi uzmanı Clee, Backster, dünyanın her yanından gelen polislere ve güvenlik görevlilerine poligraf aygıtının kullanılmasını öğrettiği okulunda uykusuz bir gece geçirmişti. Birden aklına esti, yalan makinelerinden birinin elektrotlarını bitkinin yaprağına bağladı. Dracaena, büyük yapraklı, yoğun bir küme biçiminde küçük çiçekleri olan tropik bir bitkiydi. Backster’in amacı, bitkinin sözgelimi dibine su döküldüğünde tepki gösterip gösteremeyeceğini, gösterirse bunun nasıl ve ne kadar çabuk bir tepki olacağını anlamaktı. Bitki sapından yukarı doğru suyu kana kana emerken, galvanometre yaprakta daha düşük bir direnç okumadı.

Oysa Backster’in şimdi daha çok su içen,bir bitkinin, artan elektrik iletkenliği  nedeniyle daha az direnç, daha yüksek akım geçirmesiydi tersi oldu. Grafik kağıdının üstündeki yazıcı uç  ,yukarı doğru yükseleceğine, zikzaklı  bir eğri çizerek alçalıyordu. Gerçekte aygıtın saptadığı, hafif bir duygusal uyarı alan bir insanın gösterebileceği tepkinin benzeriydi. Gaivanometre, poligraf adı verilen yalan makinesinin bir parçasıdır.

Bir canlının, örneğin denek olarak kullanılan kişinin gövdesinden zayıf bir elektrik akımı geçirilirken, bu kişinin en küçük duygusal dalgalanmaları ve kafasından geçirdiği imgeler, galvanometre ,göstergesinin, ya da hareket eden graf kağıdmın üstündeki yazıcı ucun oynamasına neden olur. On sekizinci yüzyılın sonunda, İmparatoriçe Maria rieresa’nua saray müneccinal olan Viyanah rahip Maximilian Hell tarafından geliştirilmiştir galvanometre. Ama aygıtın İsmi, hayvan gövdesindeki elektriği ortaya çıkardığı için geç de olsa onurlandırıian Italyan fizik ,ve fizyoloji bilimci Luigi Galvani’den gelmektedir. Galvanometre, Wheatstone köprüsü adı verilen bir elektrik devresiyie bağlantılı olarak kullanılır.

Bitkiler ve onların hissetmesi devreyi bulan kişi de, otomatik telgrafin mucidi fizikçisi Sir Charles Wheatstone’dur. Basitçe anlatmak gerekirse, sözü edilen köprü, direnci dengeler. Böylelikle, düşünce ve duygu uyanmasına İnsan gövdesinin elektrik geriliminde oluşan değişimler ölçülü polisiye uygular,  Alışılmış  ‘dikkatle seçilmiş Ar Duyu dar  hangi yanıtı kağıdı üzerindeki eğri , yalan olan yanıtları gösterge kadar güçlü bir tepki elde etmenin en etkin yolu, onun yaşamını ve mutluluğunu tehdit  bitkiye bunu yaptı işte.  yapraklarından birini sıcak kahve fincanına sokuverdi. Aygıtta., belirgin bir tepki okunmadı.

Sorunu birkaç dakika enine boyuna düşün-dükten sonra, aklına daha kötü bir saldın geldi: Doğrudan doğruya, elektrotların bağlı olduğu yaprağı yakacaktı. Kafasın.da alev düşüncesini canlandırmasıyla birlikte, kibrite uzanmasına gerek kalmaksızın, yazıcı ucun kağıt üzerindeki izi birden değişerek yukarı doğru eğimli bir çizgi biçimini aldı. Backster kıpırdamamıştı. N3 bitkiye, ne de kayıt makinesine doğru hareket etmişti. Bitki aklından geçenleri mi okuyordu? Nasıl ola-bilirdi? Kibrit almak için odadan çıkıp geri döndüğünde, grafik üzerinde yeni bir ani dalgalanmanın kaydedildiğini gördü. Bu kez tepki eğrisinin tepe noktası biraz daha alçak olmuştu. Daha sonra, yaprak’, yakacakınış gibi davrandığında ise, hiçbir tepki görünmedi. Bitki bir biçimde gerçek ve yapak niyetleri ayırt edebilmişe benzi.ordu. Nelerin döndüğünü ve bunun nasıl olduğunu belirleyebilmek için  titiz önce tanık olduğu  (fenomeni)  koyuldu.

Önce, olayın  mantıklı bir açıklama olup olmadığını araştırdı, Bitkinin olağan dışı bir yaşamı var mıydı? Ya kendisinin? Peki kullandığı rat aygıtının bir kusuru olabilir miydi? Yardim ellar buldu, başka bitkiler ve başka aygıtlarkullanarak ülkenin her yanında deneyleri tekrar lamaya girişti. Yirmi beşi aşkın değişik bitki meyve türü üzerinde  arasında , soğanlar, portakal ve muz ağaçları da  denemeler yapıldı. Hepsi benzer yanlar  gözlemler, yaşama yeni bir bakış  gerektiriyor gibiydi. Backster ilkin bitkilerinin kendi niyetini sezme yeteneklerinin, bir tür duyu ötesi  olması gerektiğini düşündü. Daha sonra bu  üzerinde durdu. Duyu ötesi algılama ya da akıncı duyu terimi; dokunma, görme,  koku ve tat almadan oluşan beş dişin da kalan algılama biçimini anlatmada, . Bitkilerde göz, kulak, burun ya da ağızdan eser olmadığını ve ta Darwin’den beri hiç kim senin bitkilerin bir sinir sistemi olduğunu öne sürmediğini düşünen Backster sözkonusu algılama biçiminin daha temel ve basit olması gerektiği sonucuna vardı. Böylece bir İnsanlardaki beş duyu, belki de bütün doğada ortak bir ilkel algılama türünü bastıran sınırlayıcı bir etken olabilirdi. Gözleri olmayan bitkilerin, gözleri olan insanlardan daha iyi görebildiklerinden kuşkulandı.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir